YÖNETMEN LÜTFİ AKAD’DAN IŞIKLA KARANLIK ARASINDA: BİR TUTKUNUN EDEBİ, SİNEMANIN TARİHİ, TARİHİN SİNEMATOGRAFİK HALİ

Lütfi Akad’ın ‘Işıkla Karanlık Arasında’ adlı anı kitabı, bu kez İletişim Yayınları tarafından basıldı.

c_windowstempphp366dtmp_main1462967963-width900Hakan Güngör
twitter/bayhakangungor

Türkiye sinemasının en büyüklerinden biri. Ustasız ustalardan. Gelin’i, Düğün’ü, Diyet’i, Vesikalı Yarim’i ve dahi nicesini yöneten Lütfi Akad’ın “Işıkla Karanlık Arasında” adlı anı kitabı, bu kez İletişim Yayınları tarafından basıldı.

2011’de hayatını kaybeden usta yönetmenin sinemaya girişi, önemli filmlerini çekişi, Yılmaz Güney, Türkan Şoray, Memduh Ün, Yaşar Kemal gibi isimlerle tanışma ve birlikte çalışma öykülerini ince, naif bir şekilde ve her zaman ve koşulda iyi bir anlatıcı olduğunu gösterircesine ele alıyor.

1916’da İstanbul’da doğan, 1948’de Halide Edip’in “Vurun Kahpeye” adlı eserini sinemaya uyarlayan Akad, özgün bir sinema dili yaratabilmiş Türkiye’deki ilk sinemacılardandı. Filmleri büyük etki yapmış, bazıları başka yönetmenleri ciddi şekilde etkilerken, bazıları ödüllere layık görülmüştü. “Üç Tekerlekli Bisiklet”, “Vesikalı Yarim”, “Hudutların Kanunu”, “Gelin”, “Düğün” bunlardan sadece bazıları…

Akad, çok kısıtlı olanaklarla ve sinema piyasasının koşulları gereği müthiş bir hızla filmlerini çekmiş biriydi, tıpkı kendi dönemindeki diğer yönetmenler gibi… Bunun kuşkusuz çok sıkıntılı sonuçları oluyordu, öte yandan zorunluluklar korkunç bir üretkenlik de sağlıyordu. Kitapta Akad, filmlerinin çekiliş sürecini anlatırken Türkiye’nin sinema tarihi açısından çok önemli bir tanıklık ve belge bırakmış oluyor. Gerektiği ölçüde aydınlatma yapamamak, piyasada çok kıt olan “film”i edinme sıkıntıları, dernekleşme ve sendikalaşma çabaları o kuşağın yaşadığı zorluklar açısından ibretlik denebilir.

Kitapta dikkat çeken bir diğer unsur da, Lütfi Akad’ın gözünden sinemacılara dair portreler… Yılmaz Güney’le nasıl tanıştıkları, sette ve set dışında Yılmaz Güney’e ait gözlemleri ilginç. Örneğin ilk film projelerinde Lütfi Akad “Sana yedi bin beş yüz vereceğiz” der. Yılmaz Güney, “O kadarı çok beş bin yeter” diye yanıt verir. Aralarında sıkı bir pazarlık başlar. Ama alışılmışın aksine, parayı verecek olan çok, alacak olan az olması için diretmektedir.

Kitapta Lütfi Akad’ın Yaşar Kemal’in İnce Memed romanının filmini yapmaya çalışma öyküsü de yer alıyor. Hazırlıkların başladığı, Yaşar Kemal’in onayladığı ancak farklı sebeplerden çekilemeyen film eğer gerçekleşebilseydi, İnce Memed’i oynayacak kişi, Yılmaz Güney’den başkası değilmiş…

Türkiye sinemasına damga vurmuş Vesikalı Yarim filminin nasıl çekildiği, filmin çekiliş sürecinde Türkan Şoray’ın sinemadaki ilk adımları, setlerde yaşanan star kavgaları elden düşürmeden “Işıkla Karanlık Arasında”yı okumaya teşvik ediyor. Üstelik kitapta 6-7 Eylül olayları gibi tarihi tanıklıklar da yer alıyor.
Kitap boyunca Akad’ın üretken, yaratıcı bir isim olduğu kadar; içe dönük, zaman zaman da mahcup biri olduğu görülebiliyor. Türkiye sinemasının en büyük yönetmenlerinden biri olan Akad’ın tevazuu her satırda kendini belli ediyor.

Kitabın ilk yayımlandığı tarih olan 2004’te Akad’ın kullandığı bir ifadeyi Doğan Hızlan köşesine taşımıştı. Hızlan’ın aktardığına göre Akad, “Ellerim tutmuyor, gözlerim eskisi gibi görmüyor, film çekemiyorum, böyle yaşamak neye yarar?” diyordu. Akad, sinemaya tutkuyla bağlı biriydi. Öyle olmasaydı kuşkusuz bu filmler de ortaya çıkmazdı. “Işıkla Karanlık Arasında” bir tutkunun edebi, bir sinemanın tarihi, bir tarihin sinematografik hali…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: