BİRAND EKOLÜNÜ ANLATIYOR: 32. GÜN’ÜN PERDE ARKASI

32. Gün’ün ne olduğunu, aslında neye işaret ettiğini iyi tahlil etmezsek; bu programın tam olarak önemini de, Türkiye’nin habercilik anlamında batıya nasıl açıldığını da anlamakta güçlük çekeriz.
005 (1)

Hakan Güngör

32. Gün bugün üniversite sıralarında olan pek çok öğrenci için Birand’ın stüdyoda konuklar ağırladığı bir tartışma programı idi. Ancak 32. Gün bir tartışma programı olarak ortaya çıkmamıştı. Türkiye televizyonları zaman içinde kendi içine kapanıp, farklı fikirlerdeki insanları bir araya getirip tartıştırmayı şiar edinmişti. 32. Gün de, görünen o ki buna uymuştu. Ama bu program aslında bunun çok ötesindeydi.

TRT’DE BAŞLAYAN YOLCULUK

Birand, gazeteciliğe Milliyet’ta başlamıştı. Magazin dahil farklı departmanlarda çalıştıktan sonra dış haberciliğin önemli isimlerinden Sami Kohen’in yanında diploması gazeteciliği yapmaya başlamıştı. Bu hem onun, hem de Türkiye habercilik tarihinin dönüm noktalarından biriydi. Zira Birand böylece tam anlamıyla “yerini bulmuş”, bir süre sonra artık gazeteye sığmayacak bir habercilik yapar olmuştu.

975325055Xm7ibbjBrüksel’de yaşamaya ve dünyada olup bitenleri bizzat yerinden aktarmaya başlayan Birand, 32. Gün adıyla TRT’ye aylık bir program hazırlamaya başladığından Türkiye’de gazeteciliğin de çehresi değişecekti.

Birand, 32. Gün sürecinde olup bitenleri “32. Gün-10 Yılın Perde Arkası” kitabında kaleme alıyor. Kaddafi, Mitterand, Thatcher, Gorbaçov gibi isimlerle nasıl röportajlar yaptığını, Türkiye’yi adeta sarsan, ulaşılmaz denen isimlerle nasıl bir araya geldiğini, gün geçtikçe gazetecilik hırsının ve isteğinin nasıl yükseldiğini anlatıyor Birand.

TÜRKİYE GAZETECİLİĞİNE ÖZGÜVEN GETİRDİ

Denilebilir ki, Birand Türkiye haberciliğine bir özgüven getirmiştir. Bu özgüvenle haberi koklamanın, devamını getirmenin, ısrarcı olmanın nasıl sonuçlar doğuracağını göstermiştir. Rıdvan Akar, Ali Kırca, Can Dündar, Deniz Arman, Nurcan Akad,  Cüneyt Özdemir, Mithat Bereket gibi gazetecilerin yetiştiği bu ekol, kuşkusuz hem Birand’a, hem de 32. Gün çatısı altında çalışan herkese çok şey öğretmişti.

015

Birand’ın kitabı özellikle gazetecilik alanında çalışan, çalışmak isteyenler için feyz alınası anekdotların da yer aldığı kitap, diğer yanıyla da Avrupa ve Ortadoğu’daki siyasi çatışma ve gerginliklere dair bir hatırlatıcı görevi üstleniyor.

Soğuk Savaş döneminde yaşananlar, Rusya’da bu süreçte olup bitenler, Filistin’deki durum ve bölgedeki pek çok seyir değiştiren olay Birand tarafından aktarılıyor.

Birand’ın gazetecilik anlayışının, TRT dönemindeki harcamalar nedeniyle yargıya intikal eden hadiselerin kuşkusuz tartışılacak çok yanı var. Ancak bunlar 32. Gün’ün feyz alınası ve bugün dahi bir benzerine aslında tam anlamıyla rastlanmayan; seviyesine ulaşmanın kolay olmadığı bir program olduğu gerçeğini değiştirmiyor. “32. Gün” kitabı da zaman zaman şaşkınlıkla, zaman zaman kızgınlıkla ama her sayfasını heyecanla okunacak bir kitap olma özelliğini aradan geçen yıllara rağmen koruyor.

BİRAND LÜBNAN SAVAŞI

Birand, Lübnan Savaşı sırasında.

*Fotoğraflar http://www.mehmetalibirand.com.tr/‘den alınmıştır. 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: