İŞTE TÜRK SİNEMASININ İLKLERİ

Hakan Güngör
twitter.com/bayhakangungor

Bu sezon 70’in üzerinde Türk filmi vizyona girecek. “Muhsin Bey” , “Eşkıya”, “Gönül Yarası” gibi Türk Sineması’na damgasını vurmuş filmlerin yönetmeni Yavuz Turgul bu sezon, başrolünde Şener Şen ve Cem Yılmaz’ın yer aldığı “Av Mevsimi” filmiyle sinemaya dönüyor. Son filmi “Güneşi Gördüm”ü 2.5 milyon kişinin izlediği Mahsun Kırmızıgül’ün yeni filmi “New York’ta 5 Minare” vizyona girdi. Milyonların beğenisini kazanan “Issız Adam”dan sonra çektiği “Karanlıktakiler” filmiyle gişede umduğunu bulamayan Çağan Irmak’ın “Prenses’in Uykusu” isimli filmi de bu yıl seyirciyle buluşacak. Zübeyr Şaşmaz’ın yönettiği “Kurtlar Vadisi Filistin”, büyük başarı kazanan ilk filmden sonra çekilen Hakan Algül’ün yönettiği devam filmi “Eyvah Eyvah 2”, başrolünde Yılmaz Erdoğan’ın yer alacağı, Nuri Bilge Ceylan’ın yeni filmi “Bir Zamanlar Anadolu” vizyona girecek filmler arasında. Yeni sezon neler getirecek, kaç film umduğu izleyici sayısına ulaşacak, bekleyip göreceğiz.

Peki yılda 70’den fazla filmin çekildiği, hızla endüstrileşen sinemamızın tarihini merak ettiniz mi? İlk filmimiz hangisiydi? Ya ilk sansürlenen filmimiz? İlk uluslararası ödülümüzü alan ancak ülkemizde yasaklanmış olan filmin sansürlenme nedeni neydi?

Sinemamızın bol ürün verdiği bu günlerde, Yeşilçam’ın köklerine dönelim istedik, sinemamızın ilklerine…

03

Rus abidesinin yıkılış anı ve Fuat Uzkınay

İlk Türk Filmi:
Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı (1914)

Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşına girince, Rusya’nın İtilaf Devletleri arasında olması nedeniyle Yeşilköy’deki Rus Anıtı’nın yıkılmasına karar verildi. 14 Kasım 1914’te anıt yıkılırken, bu sırada yedek subay olan Fuat Uzkınay, bu tarihi olayı görüntüledi. Bu belgesel sinemamızın ilk filmi oldu ancak film günümüze ulaşamamıştır.

İlk Konulu Türk Filmi:
“Pençe” ve “Casus” (1917)

Sinemamızda konulu film çeken ilk yönetmen Hürriyet Gazetesi’nin de kurucusu olan Sedat Simavi’dir. İki film de 1917 yılında çekilmiştir ancak hangisinin daha önce çekilmiş olduğuyla ilgili rivayet muhtelif. “Casus”, 1.Dünya Savaşı sırasında geçen bir casusluk macerası. “Pençe” ise şehvet düşkünü bir kadın ile ilişki kuran Pertev ile evli bir kadın uğruna yuvasını dağıtan Vasfi adlı iki arkadaşın hikâyesi. Ne yazık ki iki film de kayıptır. Aslında ilk konulu film denemesi “Leblebici Horhor”du. Fakat bu film, oyunculardan birinin vefat etmesi nedeniyle tamamlanamadı. İkinci deneme ise “Himmet Ağa’nın İzdivacı” idi. Ancak çekimlerin başlamasından kısa süre sonra filmin oyuncuları Çanakkale Savaşı nedeniyle askere alınır. Çekimleri “Pençe” ve “Casus”tan önce başlamıştır ama tamamlanması 1918 yılını bulur.

Sansürlenen İlk Türk Filmi:
Mürebbiye (1919)

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın aynı adlı eserinden uyarlanan filmin yönetmeni Ahmet Fehim’dir. Anjel adlı Fransız, bir konakta mürebbiye (dadı, bakıcı) olarak işe alınır. Kısa sürede cazibesiyle konağın sahibinden aşçısına kadar herkesi parmağında oynatmaya başlar… Filmin sansürlenme sebebi de ilginçtir. Yıl 1919’dur ve İstanbul işgal altındadır. İşgal kuvvetleri komutanı Fransız General Franchet D’Esperey “Bir Fransız kızının, bu şekilde ahlaksızca gösterilemeyeceği, Anjel’in şahsında Fransızların küçük düşürüldüğü” gerekçesiyle filmi yasaklar. Fakat film yasak olmasına rağmen gizlice gösterilir ve büyük ilgi görür.

İlk Türk Komedi Filmi:
Bican Efendi Vekilharç (1921)

Şadi Fikret Karagözoğlu’nun yönetmenliğini üstlendiği filmde, Bican Efendi bir köşke vekilharç (bir konağın alışverişini yapmakla yükümlü kimse) olarak alınır. İşgüzarlığı nedeniyle ortalığı karıştıran Bican Efendi’nin macerası, sinemamızın ilk güldürü denemesidir. Film başarı kazanınca, “Bican Efendi Mektep Hocası” ve “Bican Efendi’nin Rüyası” isimli devam filmleri çekildi. Filmler aynı zamanda sinemamızın ilk seri filmleridir.

İlk Sesli Türk Filmi:
İstanbul Sokakları’nda (1931)

1931 yılında Muhsin Ertuğrul tarafından çekilen film, iki kardeşin aynı kadına aşık olması üzerine hayatlarının mahvolmasını anlatıyor. Bankada çalışan Rahmi şarkıcı bir kadına aşık olur. Aynı kadınla kardeşi Talat’ın da ilişkisi vardır. Rahmi aşkı uğruna bütün parasını kadın ile harcamaktadır. Bir süre sonra çalıştığı bankanın parasını da aşık olduğu kadın için kullanmaya başlar. Banka yönetimi durumu fark edip Rahmi’yi işten atar, kullandığı parayı da Rahmi’nin ailesinden tahsil eder. Aile bütün birikimini kaybetmiştir. Talat bunun hesabını sormak üzere kardeşinin yanına gider ve kardeşiyle şarkıcı kadını sarhoş halde bulur. Şarkıcı kadının ortağı olan garson, Rahmi’yi dolandırmak için içkisinin içine uyutucu ilaçlar atmıştır. Talat kardeşine saldırır, kavga sırasında dolu içki bardağını Rahmi’ye fırlatır. İlaçlı içki Rahmi’nin gözlerine gelir ve gözleri kör olur. Film doktorların göz ameliyatı için çok büyük para istemesi, iki kardeşin zengin dayılarının yanına gidip yardım istemeye karar vermesi, ancak bu sırada dayılarının ölmesi, dayılarından kalan tek şey olan evin yanması, iftiraya uğrayan Talat’ın hapse düşmesi şeklinde ilerliyor… Ne var ki filmin sonlarına doğru ortaya çıkan, Mısır’lı bir yazar olan Semira Hanım, Rahmi’yi ameliyat ettirir, kardeşler eski saadetlerine kavuşur. Film, abartılı ve absürd konusuna rağmen; gerek dönemine göre yüksek maliyeti, gerek ilk sesli film olması nedeniyle, sinema tarihimizde önemli bir yer ediniyor.

İlk Türk Korku Filmi:
Çığlık (1949)
Bazı kaynaklarda ilk korku filmimiz olarak Mehmet Muhtar’ın 1953 yapımı filmi “Drakula İstanbul’da” geçer. Ancak bu doğru değildir. Türk sinemasında ilk korku filmi denemesi, Aydın Arakon’un 1949’da yönettiği “Çığlık”tır. Bir doktor fırtınalı bir gecede, bir köşke sığınmak zorunda kalır. Köşkte miras meselesi nedeniyle dayısı tarafından delirtilmiş bir kızla karşılaşır. Doktor, bu karanlık ve deli kızın çığlıkları ile inleyen köşkte birileri tarafından öldürülmeye çalışılır. Ancak ölen, deli kız olur.

İlk Renkli Türk Filmi:
Halıcı Kız (1953)

“Halıcı Kız” ilk renkli film olmasının yanı sıra, 20 yılı aşkın süre Türk sinemasında “tekel” oluşturan, çektiği 30’u aşkın filme rağmen sinemasal açıdan iyi işler çıkaramayan Muhsin Ertuğrul’un son filmi olması nedeniyle de önemlidir. Güllü, halı dokuma tezgahında çalışan çok güzel bir kızdır. Patronunun oğlunun tecavüzüne uğrayınca çareyi İstanbul’a kaçmakta bulur. Gittiği her yerde erkeklerin ilgisini çeken Güllü, gerçek aşkı ve mutluluğu Bursa’nın bir köyünde bulur. 1953 yapımı filmin kadrosunda Suna Pekuysal, Sadri Alışık, Şükran Güngör, Münir Özkul gibi isimler de yer almıştır.ld181ti

Uluslararası Ödül Alan İlk Türk Filmi:
Susuz Yaz (1963)

Susuz Yaz, Necati Cumalı’nın aynı adlı hikâyesinden uyarlanmıştır. Yönetmeni Metin Erksan’dır. Osman, arazisinden çıkan suyu köylülerle paylaşmak istememektedir. Kardeşi Hasan
bu durumu kabullenemez, köylüleri haklı bulur ama abisine de karşı gelemez. Su yüzünden çıkan kavgada Osman bir köylüyü öldürür, ancak hapse giren Hasan olur. Bu sırada kardeşinin karısına göz koyan Osman, yıllar sonra hapisten çıkan Hasan tarafından köylülerle paylaşmak istemediği suda öldürülür. Film, dönemin sansür kurulunca “başakların cılız gösterilmesi” gibi garip gerekçelerle yasaklanır. Ancak film, filmin başrol oyuncularından Ulvi Doğan tarafından yurtdışına kaçırılır ve Berlin Film Festivali’nde “Altın Ayı Ödülü”nü kazanır. Daha sonra Meksika’da “Altın Maya Ödülü”nü de alan film, 1973 yılında renkli olarak Orhan Duru tarafından tekrar çekilir ama bu film Metin Erksan’ın “Susuz Yaz”ı kadar başarılı olmaz.

Odatv-6 Kasım 2010

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: