THE NEWSROOM: BİR HABERCİLİK HİKAYESİ

Bir haber merkezi çalışanları muhtemel tüm sonuçları göze alıp gerçek haberin peşinde koşarsa ne olur? The Newsroom, bir habercilik idealinin dizisi.

120625_r22316_p886-880Hakan Güngör
twitter.com/bayhakangungor

The Newsroom, bir haber merkezinde olup bitenleri; haberlerin hazırlanış süreçlerini, bülten hazırlarken yaşanılan tartışmaları, iyi habercilik yapabilmek adına göze alınanları, patronlarla yapılan tartışmalarla, siyasetçilerin baskılarıyla mücadeleyi ele alan bir dizi.

Jeff Daniels, Emily Mortimer, John Gallagher, Jr., Alison Pill, Thomas Sadoski, Dev Patel, Olivia Munn ve Sam Waterston’un rol aldığı dizi Aaron Sorkin tarafından kaleme alınmıştı.

Will McAvoy adlı haber sunucusu, “herkesle arasını iyi tutmaya ve sevilmeye önem veren”, bu uğurda da güç odaklarını rahatsız etmeyecek haberler yapmayı tercih etmiştir. Aslında gerçek anlamıyla “haber” vermeyen bir bülten sunmaktadır. Bu durum ise gittikçe mesleğine yabancılaşmasına neden olur. Bu durumdan rahatsız olan tek kişi Will değildir. Kanalın yöneticisi Charlie Skinner da yapılan habercilikten rahatsızdır. Ve bu gidişe bir “dur” diyecektir.

Skinner, haberciliğe yıllarını vermiş, zeki ve yetenekli yapımcı Mackenzie MacHale’i bulur. Mackenzie işsizdir ve özgür habercilik yapabileceği bir mecra bulabilmek konusunda umudunu gün geçtikçe yitirmektedir. Skinner, Mackenzie’ye McAvoy’un sunduğu bültenin yapımcılığını önerir. Mackenzie sağ kolu Jim Harper’la birlikte göreve başlar.

McAvoy, Mackenzie’nin bültene dahil olmasına başta karşı çıkar. Geçmişte bir ilişki yaşamışlardır ve tekrar Mackenzie ile aynı ortamda bulunmak istemez. Ancak gerçek haberciliği de ancak Mackenzie’yle yapabileceğini farkındadır. Ekip bazı sıkıntılara rağmen yola koyulur ve çok geçmeden önemli haberlere imza atmaya başlar.

The-NewsroomKURTARILMIŞ BÖLGE: HABER MERKEZİ

Gazetecilik, televizyon haberciliği başka sektörlerde de yatırımları olan holdingler bünyesinde yapıldığı için “bağımsızlık” konusunda ciddi sorunlar ortaya çıkar. Holding sahiplerinin ve ortaklarının başka işkollarındaki yatırımları ya da yapılan haberler nedeniyle reklamverenlerin belli sebeplerle “rahatsızlık” duymalarına ve uzaklaşmalarına neden olabileceğinden “bağımsız haberciliğin” imkanları gün geçtikçe daralmakta.

Bu şartlar altında The Newsroom da bize hem dünyadaki, hem Türkiye’deki haberciliğin arka planına dair ipuçları veriyor. Belli bir dönem için “kurtarılmış bölge” olan söz konusu bültende ekip son derece bıçak sırtı konularda, reklam, yatırımcı, siyaset üçgeninde yaşananları görmezden gelerek (ve elbette bağımsızlık konusunda mücadele vererek) yol alıyor ve gerçek habercilik yapabiliyor.

Türkiye’de umut edilen ancak konjonktür gereği gerçekleşmesinin yakın vadede çok zor olduğu bu haberciliğin idealize edilmiş hali dizi ile gözler önüne seriliyor. Türkiye’de bağımsız TV ve gazeteler yeterince reklam alamazken, büyük medya grupları devletten alabilecekleri ihaleleri göz önünde bulundurup haberciliği “hizaya çekerken”, reklamverenler adeta bağımsız yayıncılığı yok olmaya mahkum ederken The Newsroom tipi bir habercilikten bahsetmek kolay değil.

34MODERN DON KİŞOTLAR

The Newsroom’da kurulan ekip Don Kişotvari bir mücadele ile ideal haberciliğin örneklerini veriyorlar. Elbette dizide bu yapılırken yaşanmış olay ve olgulardan yola çıkılıyor. Böylece Amerika’dan Ortadoğu’ya uzanan bir yelpazede, son yıllara damga vurmuş olaylar bir bir seyirciye hatırlatılıyor, detayları vurgulanıyor.

Wall Street’in işgali, Arap Baharı, Atlantik’teki petrol sızıntısı, Afrika’daki Amerikan etkisi gibi pek çok olay ve olgu dizide birebir yansıtılıyor. Dizi, bir kültür endüstrisi ürünü olarak ülke politikalarına arka çıkan yahut koşullu ve sözde eleştiri yapan bir duruma düşmüyor; bir anlamda özeleştiri kanallarını da açık tutuyor.

Dizi gerçeklik ile mesafesini çok yakından kuruyor. Daha ilk bölüm BP’nin okyanusta açtığı bir petrol kuyusundan sızıntı olması olayı ile gerçekleri göz önüne seriyor. Başta üzeri kapatılmaya çalışılan sızıntı olayı, ABD tarihinin en büyük çevre felaketlerinden biri olarak adlandırılmıştı.

Meksika Körfezi’nde 2010’da meydana gelen patlama sonucu 11 işçi ölmüştü. Patlamanın ardından sızıntı başlamış ve milyonlarca varil petrolün denize karıştığı basına yansımıştı.

81vQOv-BEUL._SY679_ELE ALINAMAYAN HABERLER İÇİN ÖZELEŞTİRİ

Dizinin ele aldığı çevre felaketlerinden biri de Fukuşima’ydı. Fukuşima Nükleer Santrali’ndeki radyoaktif sızıntı çok ciddi çevre ve sağlık sorunlarına neden olmuştu. Bir deprem ve ardından gelen tsunami neticesinde ortaya çıkan radyoaktif sızıntının boyutları Japon yetkililerce saklanmaya çalışılmıştı. Dizide bu durum ortaya konuyor ve bir spiker Japonların tehlike potansiyelinin farkında olunmasına rağmen konuyla ilgili önlem alınmadığını ortaya çıkarıyor.

Dizide “Occupy Wall Street” hareketi de ele alındı. 17 Eylül 2011’de ABD’nin New York kentinden başlayan ve kısa sürede küresel bir protesto hareketine dönüşen ”işgal” eylemi uzun bir süre dünya gündemini meşgul etmişti. Mali krizden bankaları ve Wall Street’i sorumlu tutanlar, uzun süre boyunca eşitsizliği ve işsizliği protesto etmişti. Dizide konu haber önerisi olarak geldiğinde önce ekip çok ciddiye almasa da, zamanla meselenin önemi ortaya çıkıyor ve bültende konuya geniş yer ayrılıyor.

Dizide Şilili madencilere yeterince bültende yer verilmediği konusunda özeleştiri de yapılıyor. Şili’de bir madende 69 gün kurtarılmayı bekleyen 33 madencinin haberinin bültende yeterince ele alınmaması da konu ediliyor.

Sorkin-s-Newsroom-Mocks-Koches-Smithsonian-s-True-Crimes-TVHAFIZA TAZELEME

Tabii bu gerçeklerin ortaya konulması mevzuu bazı eleştirileri de beraberinde getiriyor. “Zaten sonunu herkesin bildiği hadiseleri ısıtıp tekrar satmak” gibi. Bu durum Türkiye basınında  da kendine yer buldu. Ahu Özyurt, Radikal için kaleme aldığı yazıda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Diziyi ilk haftalarında sert dille eleştirenler “Aaron yine kolaya kaçmış, sonunu bildiğimiz hikâyeleri bize haberci gözüyle yeniden pazarlıyor” diyorlar. Haksız da değiller. Daha ilk bölümde Meksika Körfezi’ndeki BP petrol kuyusundaki patlama ve bir haber merkezinin olayı nasıl izlediği ve ekrana yansıttığı tartışılıyor. Columbia Üniversitesi mezunu ukala yapımcı Don “Ciddi birşey yok” derken, Kandahar’dan yeni gelen ve eski ekibin de pek muhattap almaya yanaşmadığı Jim, “Tarihin en önemli çevre faciası olabilir” diyor.”

Ancak diziden “saklı gerçekleri ortaya çıkarmak gibi bir misyon üstlenmesinin pek gerçekçi olmadığını; yaşanmış olayların dizide yer almasının bir hafıza tazeleme anlamına geldiği için kıymetli olduğunu belirtelim.

TÜRKİYE İÇİN UZAK İHTİMAL

Dizi, daha en başta yapılması öngörüldüğü üzere 3 sezon boyunca yasama, yürütme ve yargıdan sonraki 4. kuvvet olan medyaya saygınlığını kazandırmayı amaçlayan bir prensip üzerinden yola devam ediyor.

Bu yapılırken Obama’nın Hindistan’daki su rezervlerini gezmeye gitmesi ve 200 milyon dolar harcaması da, “ABD’nin kendini yurttaşlarından korumak için fazla yasa yapmış olduğu” eleştirisi de, Afrika ülkelerinde ABD’nin desteklediği adayların başkan olabilmesi için nasıl kamuoyu oluşturma faaliyetleri yapıldığı da korkusuzca gözler önüne seriliyor.

Bu anlamda hem artık çok uzakta kalmış bir idealist gazetecilik anlayışını hatırlatıyor; hem de Türkiye’ye bakıldığında nelerin yapılmadığını/yapılamadığını görmek ve kıyaslama neticesinde bir sükutu hayale uğramaya neden oluyor.

Türkiye’de, hele ki merkez medyada böyle bir habercilik ne yazık ki uzak bir ihtimal. Hapse atılmayı, kovulmayı, mahkemeye düşmeyi, belki daha az kazanmak pek az habercinin göze alabileceği şeyler. Yine de tüm bunlara rağmen bağımsız medya kuruluşları var ve mücadelelerini sürdürüyor, umudu diri tutuyorlar.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: