İKİNCİ YENİ’YE KIYMAYIN EFENDİLER: OKURU AZALTTINIZ SUÇLAMASINA KARŞI İKİNCİ YENİCİLER NE DEMİŞTİ?

Önemli günlerde, keskin virajlarda, kritik seçimlerden sonra; gerekiyorsa direniş için, gerekiyorsa şenlik için İkinci Yeni akımının şiirleri okurunu bekliyor. Ancak günümüzde politize gençliğin diline pelesenk olmuş dizeler, bir zamanlar “halktan kopuk olmakla, okur sayısını azaltmakla” itham ediliyordu. Suçlamalara cevap ise bizzat Ece Ayhan, Cemal Süreya, Edip Cansever, Ülkü Tamer ve Turgut Uyar’dan geliyordu.

İKİNCİYENİ

(Soldan sağa) Turgut Uyar, Cemal Süreya, Ece Ayhan, Ülkü Tamer ve Edip Cansever.

Hakan Güngör
twitter.com/bayhakangungor

Henüz Gezi direnişi olmamışken, Şiir Sokakta hareketi ortaya çıkmamışken, İkinci Yeni akımı önce dillere pelesenk, ardından harcı alem olmamışken bizzat akımın temsilcileri şiirlerini anlatmıştı. Üstelik günümüzde direnen gençliğin sahiplendiği, yeni bir hayat ve düzen kurma mücadelesinin nüvelerini bulduğu dizelerin ‘apolitik’ olmakla itham edildiği günlerde kendilerini savunmuşlardı.

“ŞİİRLE İLİŞKİYİ GEVŞETTİNİZ” İDDİASI

1967’de yayın hayatına başlayan Ant dergisi, bir şiir soruşturması yapmaya karar vermiş; Ece Ayhan, Cemal Süreya, Edip Cansever, Ülkü Tamer ve Turgut Uyar’a bir soru yöneltmişti. Ant dergisinin, aslında tahrik edici de diyebileceğimiz sorusu şuydu: “Yazdığınız şiirlerin okurdan koptuğu, şiir okuru sayısını gitgide azalttığı, şiire ilgiyi gevşettiği ileri sürülüyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?” Ant’ın bu sorusu (acaba ithamı mı desek?) Ece Ayhan’ı kızdırmış olmalı ki, şu yanıtı vermişti: “Nedir yani? Okur kutsal, dokunulmaz bir varlık mıdır? Onun saygıdeğerliğini kaldırmalı ilkin. Suç neden hep ozanda olsun ki? Herkes başkasının yargıladığı yerde kendisi yargılanır. Evet, aramız açık okurla şimdilik.” Ece Ayhan o dönemde kendi deyimiyle okurla arasının açık olmasını ise “Toplumsal nedenleri var bunun, siyasal da. İşler çığırından çıkıp iktidar azgınlaşmaya başlarsa şiirden uzaklaşıldığını anlayın her zaman. Özgürlüğün düşmeyen biricik kentidir şiir bugün.”

Cemal Süreya da Ece Ayhan’dan çok farklı düşünmüyordu. Süreya’ya göre “Türkiye bugün bir devrim-öncesi psikolojisini yaşamaktadır; tarihin akışı iyice hızlanmıştır. Büyük bir insani değişimin ortasındayız; bu durum aydınları siyasal alanlara çekiyor. Sanatla ilgisini gevşetiyor”du.

Gezi direnişi Ayhan ve Süreya’nın tespitlerinin aksini ortaya koydu. İki isim bu soruya yanıt verdikten 40-45 yıl sonra, işler çığırından çıktığında insanlar bırakın şiirden uzaklaşmayı, onların şiirlerine sığınmıştı.

“ŞİİR YAZMAKTAN BAŞKA SUÇUMUZ YOK”

İkinci Yeni’nin yıllar sonra kıymetinin çok daha iyi anlaşılacağını öngören ise Edip Cansever olmuştu. Cansever soruya “Kendime bir pay çıkarmak için söylemiyorum, ülkemizde son on yıl içinde yazılmış şiirler kuruluş döneminin bütün sarsıntılarına rağmen şiir tarihimizin en yetkin örnekleri olarak anılacaktır kanısındayım” diye yanıt vermişti. Cansever, gazete ve radyoların şiirleriyle yeterince alakadar olmamasından şikayetçiydi. “Bizim şiir yazmaktan başka bir suçumuz yok” diye yazmıştı Ant dergisinin sorusuna karşılık olarak.

Ülkü Tamer, Ant dergisinin ithamlarını kabul etmediğini daha ilk cümlesinde belli ediyordu. “Doğrusunu isterseniz, yazdığım şiirin okurdan koptuğunu sanmıyorum ben.” Tamer, üstünde durulması gereken noktanın şiir okurunun azalıp azalmaması değil değişip değişmemesi olduğunu söylemişti. Örneği gazeteler üzerinden vermiş ve “Dünün gazete okuru Yahya Kemal’in de okuruydu. Bugünün gazete okuru ise sadece Çetin Altan’ın ya da Tekin Erer’in okurudur.” Tamer, “Ben şiirimi yazarken en iyi okuyucunun kendim olduğunu düşünürüm. Şiirin onurunu korumak isteyen her şair, en iyi okuyucusunun yine kendisi olduğunu düşünmek zorundadır” demişti. Aslında görünen o ki soru Tamer’i kızdırmıştı. Tamer öfkesini ancak son paragrafa kadar dizginleyebilmişti: “Şimdi bu söylediklerimi başka türlü anlamayı kolay bulup da, “Vay yalnız kendisi için yazıyor; sanat için sanat diyor diye söylenen salaklar çıkacaktır. Çıkar ya…”

OKUR SAYISINI AZALTABİLİYORSAK GÜÇLÜYÜZ DEMEKTİR

Dizelerine yönelik saygı slogan haline dahi gelen Turgut Uyar ise, şiirlerindeki ironiyi yanıtında da sergilemişti. Uyar, “Soruya sevinmek mi gerekir acaba? Çünkü bu soru en azından ikinci yeni diye adlandırılan ve dolaylı olarak küçümsenmeye yeltenilen bir davranışın, Türk şiirini etkileyecek, okur sayısını azaltacak derecede güçlü olduğunu tescil ediyor.”

Şiirlerinin bozuk burjuva değerlerine karşı eleştirici değilse bile bunları saptayıcı özelliği olduğunu söyleyen Uyar, “Şiir görevini yapmaktadır” diye bitiriyordu yanıtını.

Şiir Sokakta hareketiyle başlayan, direniş günlerinin ruhunu temsil eden dizelerin duvarlar gibi pankartlarda, doğaldır ki sosyal medyada yer alması ile devam eden, nihayetinde “İkinci yeninin ‘suyunu’ çıkardınız” serzenişine kadar gelen akım, bir zamanlar “okur sayısını azaltmakla” itham ediliyordu.

Zaman ortaya çıkardı ki, iyi şiir bir tohum olarak ilk kez ortaya çıkıyor, o tohumun filizleri uzun yıllar sonra bir direnişin dayanağı olabiliyor. Hatta o dizelerin akıbeti, bazen şairleri tarafından bile öngörülemeyebiliyor. Ve fakat yazılmışsa bir kere, Uyar’ın dediği gibi, eninde sonunda “Şiir görevini yapıyor.” Önemli günlerden, keskin virajlardan ve kritik seçimlerden sonra da şiir, gerekirse direniş, gerekirse şenlik için okurunu bekliyor.

(1 Kasım 2015’te Evrensel Pazar’da yayımlanmıştır.)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: